Ozon terapi hakkında en çok sorulan sorulardan biri "bana uygun mu?" sorusudur. Bu soruyu sormanız aslında doğru bir refleks: Ozon terapi, basit bir uygulama gibi görünse de vücutta kontrollü bir oksidatif etki oluşturan tıbbi bir işlemdir. Bu nedenle herkes için uygun değildir ve uygulama öncesinde hasta değerlendirmesi yapılması zorunludur.
Bu yazıda, uluslararası literatürde ve Madrid Deklarasyonu'nda kabul gören kontrendikasyonları, yani ozon terapinin uygulanmaması ya da dikkatle değerlendirilmesi gereken durumları ele alıyorum.
Kontrendikasyonları anlamak için önce mekanizmayı kısaca anlamak gerekir. Ozon terapi, kan hücreleri üzerinde kontrollü ve düşük düzeyde bir oksidatif uyarı oluşturur. Vücut bu uyarıya kendi antioksidan savunma sistemlerini güçlendirerek yanıt verir; hedeflenen etki budur.
Buradaki kritik kelime "kontrollü"dür. Vücudun bu oksidatif uyarıyı karşılayacak savunma kapasitesi yoksa, olması gereken faydalı yanıt yerine istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Kontrendikasyonların büyük bölümü tam olarak bu nedene dayanır.
Bu, ozon terapinin en net sınırıdır. G6PD (glukoz-6-fosfat dehidrogenaz) enzimi, alyuvarları oksidatif strese karşı koruyan sistemin merkezinde yer alır. Halk arasında "bakla hastalığı" olarak bilinen bu genetik enzim eksikliğinde alyuvarlar oksidatif yükü karşılayamaz ve hemoliz, yani alyuvar yıkımı gelişebilir.
Literatürde bu durum ozon terapinin mutlak kontrendikasyonu olarak kabul edilir. Şüphe duyulan hastalarda uygulama öncesi G6PD düzeyine bakılması gerekir.
Ozon terapi bazal metabolizmayı hızlandırıcı yönde etki eder. Tiroid bezi zaten aşırı çalışan ve tedaviyle kontrol altına alınmamış hastalarda bu ek uyarı, tiroid krizi riski oluşturabilir.
Burada önemli bir ayrım var: Kontrendikasyon oluşturan durum kontrolsüz hipertiroididir. Tiroid hormonları ilaçla normal düzeye getirilmiş hastalarda değerlendirme farklıdır ve hipotiroidi ya da Hashimoto tablosu ozon terapiye engel değildir.
Trombosit sayısının belirgin düştüğü durumlar, aktif kanama varlığı ve pıhtılaşma bozuklukları uygulamaya engeldir. Majör otohemoterapi kan alma ve geri verme işlemi içerdiğinden, bu hastalarda kanama riski artar.
Kan sulandırıcı kullanan hastalarda ise kesin bir yasak yoktur ancak ilacın türü, dozu ve hastanın pıhtılaşma değerleri mutlaka değerlendirilmelidir.
Ozon terapinin gebelik dönemindeki güvenliğine ilişkin yeterli veri bulunmadığı için bu dönemde uygulanması önerilmez. Emzirme döneminde de aynı ihtiyat geçerlidir. Burada söz konusu olan kanıtlanmış bir zarar değil, kanıtın yokluğudur; tıpta bu durumda tercih daima ihtiyattan yana kullanılır.
Miyokard enfarktüsü sonrası erken dönemde ozon terapi uygulanmaz. Bu hastalarda uygulama, kardiyoloji takibi ve stabil bir dönem sonrasında yeniden değerlendirilmelidir.
Belirgin anemi tablosu, orak hücreli anemi ve diğer hemolitik hastalıklar dikkat gerektiren durumlardır. Alyuvarlarda halihazırda devam eden bir yıkım süreci varsa, ek oksidatif yük uygun değildir.
Ağır bağışıklık baskılanması, aktif kemoterapi süreci, kontrolsüz epilepsi, ağır miyastenia ve akut alkol intoksikasyonu literatürde dikkatle değerlendirilmesi gereken durumlar arasında sayılır.
Ayrıca nadir de olsa ozona karşı bireysel aşırı duyarlılık bildirilmiştir.
Ozon terapi öncesinde sağlık geçmişiniz, kronik hastalıklarınız ve kullandığınız ilaçlar detaylı olarak değerlendirilir. Gerekli görülürse bazı temel kan tetkikleri istenebilir; elinizde yakın tarihli tahlil sonuçları varsa muayeneye getirmeniz süreci kolaylaştırır.
Bu değerlendirme sadece güvenlik için değil, doğru protokolü ve dozu belirlemek için de gereklidir. Ozon terapide doz ve uygulama yöntemi kişiye göre planlanır; standart bir "herkese aynı protokol" yaklaşımı doğru değildir.
Uygun hastada, doğru dozda ve steril koşullarda uygulandığında ozon terapi genellikle iyi tolere edilir. Bununla birlikte ilk seanslardan sonra bazı kişilerde geçici yorgunluk hissi, hafif baş ağrısı veya uygulama bölgesinde kısa süreli hassasiyet görülebilir. Bunlar genellikle kısa sürede geçen etkilerdir.
Beklenmedik ya da uzayan bir şikâyet olduğunda uygulamayı yapan hekime bildirilmesi gerekir.
Türkiye'de ozon terapi, Sağlık Bakanlığı'nın Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği kapsamındadır ve yalnızca Bakanlık onaylı eğitim merkezlerinden sertifika almış hekimler tarafından uygulanabilir. Uygulamanın yapılacağı yerin de yönetmeliğe uygun olması gerekir.
Randevu almadan önce uygulamayı yapacak hekimin sertifikasyonunu sormanız hakkınızdır. Ozon terapi, hasta seçimi ve doz ayarı doğru yapıldığında destekleyici bir yöntemdir; yanlış hastada ya da yetkin olmayan ellerde ise ciddi sorunlara yol açabilir.
Ozon terapinin uygulanmadığı başlıca durumlar G6PD enzim eksikliği, kontrolsüz hipertiroidi, belirgin trombositopeni ve kanama bozuklukları, gebelik ve emzirme dönemi, yakın dönem kalp krizi ve ağır anemi tablolarıdır. Bunların dışında pek çok durum mutlak engel değil, dikkatli değerlendirme gerektiren başlıklardır.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Ozon terapinin size uygun olup olmadığı, ancak sağlık geçmişinizin ve tetkiklerinizin değerlendirildiği bir muayene sonrasında belirlenebilir.
Nişantaşı'ndaki muayenehanemizde ozon terapi öncesi değerlendirme ve uygulama hakkında bilgi almak için 0546 176 17 65 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.